Seo Paketleri
Menu

Prof. Dr. Gül Esra Atalay: “Yüz yüze söyleyemediğimiz hiçbir şeyi, dijital ortamda da söylememeliyiz!"

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde hayata geçirdiği Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerlerinin üçüncüsünü düzenledi.

GİRİŞ: 19 Aralık 2025 - 12:10
Prof. Dr. Gül Esra Atalay: “Yüz yüze söyleyemediğimiz hiçbir şeyi, dijital ortamda da söylememeliyiz!"
Fotoğraf : BEYAZ

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal katkı ve bilim iletişimi misyonu çerçevesinde hayata geçirdiği Toplum İçin İletişim Eğitim Seminerlerinin üçüncüsünü düzenledi. “Netiket: Dijital Dünyada Davranış Kuralları – Farkında Ol, Fark Yarat” başlığıyla gerçekleştirilen seminer, çevrimiçi düzenlendi ve programa ilgi yoğun oldu. 

Seminerde İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay konuşmacı olarak yer aldı. Netiketin, sosyal medyanın işleyişini anlamak için bir mekanizma olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, “Dijital ortamlarda nezaket, empati ve sorumluluk gibi değerler çoğu zaman kendiliğinden oluşmuyor; bilinçli şekilde öğrenilmesi ve sürdürülmesi gereken etik pratikler olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle dijital iletişimde bu kavramlar ne kadar çok tartışılır ve farkındalık artarsa, çevrim içi deneyimler de o ölçüde olumlu hale geliyor.” dedi.

Geleneksel medyadan dijital dünyaya

Dijital teknolojiler öncesinde toplumlar, gazete, radyo ve televizyon gibi geleneksel kitle iletişim araçlarının hâkim olduğu bir medya düzeni olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atalay, “Günümüzde ise web siteleri, bloglar, forumlar ve sosyal medya mecraları toplumsal yaşamın neredeyse her alanına nüfuz etmiş durumda. Türkiye de sosyal medyayı yoğun kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Facebook, X (Twitter), Instagram gibi platformlar; bireylerin eş zamanlı ya da eş zamansız biçimde iletişim kurabildiği, kendini ifade edebildiği, ürün ve hizmet tanıtımı yapabildiği dijital alanlar olarak öne çıkıyor. Dijital çağla birlikte fiziksel ortamlarda gerçekleşen pek çok etkileşim sanal ortamlara taşınmış durumda.” diye konuştu.

Özellikle pandemi sonrası dönemde sanal dünyada geçirilen zamanın ciddi biçimde arttığını kaydeden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Fiziksel olarak nadiren ya da hiç görüşülmeyen kişilerle dijital ortamda uzun saatler boyunca toplantılar, eğitimler ve görüşmeler yapılabiliyor. Bu durum, sanal ortamlarda sergilenen davranışların da en az yüz yüze iletişim kadar önemli hale gelmesine neden oluyor.” ifadesinde bulundu.

Netiket kurallarının bilinmesi ve uygulanması artık bir tercih değil, zorunluluk

“Netiket”in yalnızca kibar olmakla sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Atalay, “Başkalarının özgürce konuşmasına ve kendini ifade etmesine alan tanımak, aynı zamanda demokratik bir iletişim ortamının da temel şartı.” şeklinde konuştu.

Özellikle bazı sosyal medya mecralarında linç kültürünün giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Konuşanı susturmak neredeyse bir sosyal medya sporu haline geldi. Bu durum hem nezaketsiz hem de antidemokratik bir ortam yaratıyor. Netiket dediğimiz zaman internetteki görgü kuralları, davranış kuralları, nezaket kuralları diye tanımlayabiliriz basit bir tanımla. Yaklaşık 20–25 yıldır literatürde yer alan netiket, özellikle iletişim, eğitim ve psikoloji alanlarında araştırma konusu oluyor. Dijital dünyada daha sağlıklı, saygılı ve demokratik bir iletişim için netiket kurallarının bilinmesi ve uygulanması artık bir tercih değil, zorunluluk.” diye konuştu.

Bu kurallar çocuklar gençler için çok önemli

Prof. Dr. Gül Esra Atalay, özellikle çocuklar ve gençler açısından bu kuralların yetişkinlere kıyasla daha da önemli olduğuna işaret ederek, “Çünkü dijital mecralarda en fazla vakit geçiren grupların başında gençler geliyor. Psikoloji alanındaki araştırmalar ‘Çevrimiçi Disinhibisyon Etkisi’ne işaret ediyor. Amerikalı psikolog John Suler tarafından ortaya atılan bu kavram, insanların dijital ortamda yüz yüze iletişimde asla söyleyemeyecekleri sözleri çok daha rahat dile getirebildiklerini ifade ediyor.” dedi.

Anonimlik daha saldırgan olmaya neden olabiliyor

Bir ekranın arkasında olmanın kişiye görünmezlik hissi verdiğini, karşıdakinin mimiklerini, duygusal tepkilerini görememenin de empatiyi zayıflattığını anlatan Prof. Dr. Atalay, “Anonimlik, fiziksel mesafe ve ‘nasıl olsa karşılaşmayız’ düşüncesi, bireyleri daha saldırgan ya da kırıcı davranmaya itebiliyor. Bu durum, gerçek hayatta içselleştirilen ahlaki ve sosyal ‘frenlerin’ dijital ortamda zayıflamasına yol açıyor. Pek çok kullanıcı, internette olan biteni gerçek hayattan ayrı bir alan gibi algılayabiliyor.” şeklinde konuştu.

İnternette olan, İnternette kalmıyor

Günümüzde bireylerin yalnızca fiziksel hayattaki davranışlarıyla değil, dijital ortamdaki paylaşımlarıyla da değerlendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, şöyle devam etti:

“İnsan kaynakları departmanlarının, adayları görüşmeye çağırmadan önce sosyal medya hesaplarını ve dijital izlerini incelemesi artık yaygın bir uygulama. Uygunsuz bir paylaşım, bir fotoğraf ya da bir ifade, kişinin iş fırsatlarını kaybetmesine neden olabiliyor. Benzer şekilde tüketiciler de bir ürün ya da hizmet almadan önce internet yorumlarına bakıyor. Bu durum, dijital itibarın hem bireyler hem de kurumlar için ne kadar önemli hale geldiğini gösteriyor. Aranabilirlik özelliği nedeniyle herkes dijital dünyadaki varlığından ve paylaşımlarından sorumlu.”

Dijital içerikler yıllar sonra bile yeniden karşımıza çıkabiliyor

Netiketin önemini anlamak için yeni medyanın yapısal özelliklerine de dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Araştırmacı Danah Boyd, yeni medyanın dört temel özelliğini şöyle sıralıyor; kalıcılık, aranabilirlik, tekrarlanabilirlik ve görünmez izleyiciler. Dijital içerikler kalıcı; yıllar sonra bile yeniden karşımıza çıkabiliyor. Aranabilirlik sayesinde kişi ve kurumlar hakkında geçmiş paylaşımlara kolayca ulaşılabiliyor. İçerikler birebir kopyalanıp tekrar tekrar paylaşılabiliyor ve paylaşımlar, kim olduğu tam olarak bilinmeyen geniş bir kitle tarafından görülebiliyor. Bu durum, paylaşılan her içeriğin kontrolünün kullanıcıdan çıkmasına yol açıyor.” dedi.

Sosyal medyada editoryal denetim son derece sınırlı

Prof. Dr. Atalay, sosyal medyada yaşanan “bağlam çöküşü”ne de dikkat çekerek, “Fiziksel hayatta farklı ortamlarda farklı roller üstlenen bireyler, sosyal medyada tüm bu bağlamların tek bir yerde birleşmesiyle ne söyleyip ne söyleyemeyeceğini kestirmekte zorlanıyor. Aile, iş çevresi, arkadaşlar ve tanıdıklar aynı dijital alanda buluşuyor. Bu karmaşayı azaltmak için platformlar çeşitli araçlar sunsa da netiket farkındalığı hâlâ büyük önem taşıyor. Çünkü sosyal medya, kullanıcı üretimi içeriğe dayanıyor ve editoryal denetim son derece sınırlı. Faydalı ve olumlu içeriklerin yanında; hakaret, zorbalık ve saldırgan dil de bu nedenle hızla yayılabiliyor. Araştırmalar, netiket konusunda farkındalığı yüksek olan bireylerin —özellikle gençlerin— siber zorbalığa daha az maruz kaldığını ve dijital ortamlarda daha az olumsuz deneyim yaşadığını gösteriyor.” diye konuştu.

Dijital dünyanın görgü kuralları

Netiketin, dijital dünyanın normlarını ifade ettiğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, “Tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi, dijital ortamlarda da kurallar olmazsa kaos kaçınılmaz hale geliyor. Sosyal medya mecralarında var olabilmek, sağlıklı diyaloglar kurabilmek ve olumlu bir dijital kimlik inşa edebilmek için bu kuralların bilinmesi ve içselleştirilmesi gerekiyor. Netiket, dijital çağın yeni görgü rehberi olarak öne çıkıyor.” ifadesinde bulundu.

Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dünya genelinde internet kullanımının yüzde 70’e yaklaştığını hatırlatarak, dijital ortamlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte nezaket ve davranış kurallarının her zamankinden daha kritik hale geldiğini vurguladı.

“İnsanlar eğitimden işe, sosyalleşmeden eğlenceye kadar pek çok ihtiyacını artık dijital mecralar üzerinden karşılıyor. Ancak netiket, yani dijital görgü kuralları konusunda farkındalık eksikliği, bireylerin hem itibarını zedeleyen hem de ileride pişmanlık yaratabilecek paylaşımlara yol açabiliyor.” diyen Prof. Dr. Atalay, özellikle çocuklar ve gençler açısından bu konunun hayati olduğunu belirtti.

Dijital ayak izi herkes için belirleyici

Prof. Dr. Atalay, dijital ayak izi kavramının artık yalnızca kurumlar için değil, bireyler için de belirleyici olduğunu ifade ederek, dijital ayak izinin, bireyin çevrim içi ortamdaki izlenebilir tüm davranışlarının toplamı olduğunu, bu izlerin pasif ve aktif olmak üzere ikiye ayrıldığını söyledi.

Pasif dijital ayak izlerinin; IP adresi, konum bilgisi, çerezler ve arama geçmişi gibi çoğu zaman kontrol edilemeyen verilerden oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Atalay, aktif dijital ayak izlerinin ise bireyin bilinçli olarak bıraktığı paylaşımlar, yorumlar, beğeniler, fotoğraflar ve videolar olduğunu vurguladı.

Algoritmalar da bizi tanıyor

Dijital ayak izlerinin yalnızca diğer kullanıcılar tarafından değil, algoritmalar tarafından da analiz edildiğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, bırakılan izler üzerinden kişisel profiller oluşturulduğunu ve buna göre içerik ve reklam sunulduğunu dile getirdi. Algoritmaların, sınırlı sayıda beğeniyle bile bireyleri yakından tanıyabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, bu durumun dijital şeffaflığı artırdığını söyledi.

Günümüzde prestijli üniversitelerin öğrenci kabul süreçlerinde, şirketlerin işe alımlarda ve bazı ülkelerin vize başvurularında sosyal medya hesaplarını incelediğini hatırlatan Prof. Dr. Atalay, geçmiş paylaşımlar nedeniyle elenen adaylar olduğuna dikkat çekti.

1990’lı yılların anonim sohbet odalarından, gerçek isim ve fotoğraflarla kullanılan sosyal medya kültürüne geçildiğini vurgulayan Prof. Dr. Atalay, bugün dijital ortamlarda yapılan her davranışın doğrudan kişiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Prof. Dr. Atalay, “Temel kural; ‘kalabalık bir caddede bağırarak söyleyemeyeceğimiz hiçbir şeyi dijital ortamda da söylememek’ olmalı.” dedi.

Netiket sadece sosyal medyayla sınırlı değil

Netiketin; e-posta, forumlar, bloglar, sosyal medya ve mobil telefon kullanımını da kapsadığını belirten Prof. Dr. Atalay, özellikle mobil telefonlarla kamusal alanlarda yüksek sesle konuşmanın da bir nezaket sorunu olduğuna dikkat çekti.

Son yıllarda öne çıkan “sosyotelizm” kavramına da değinen Prof. Dr. Atalay, yüz yüze iletişim sırasında telefona odaklanmanın aile içi ve sosyal ilişkileri zayıflattığını söyledi.

Araştırmalara göre çevrim içi iletişimde kullanıcıların en çok rahatsız olduğu davranışlar arasında spam e-postalar, izinsiz etiketlemeler, WhatsApp gruplarında yersiz mesajlar, tamamı büyük harfle yazılmış iletiler, gereksiz “hepsine gönder” kullanımı ve mesafesiz hitap biçimlerinin yer aldığını anlatan Prof. Dr. Atalay, farklı kuşakların yazım ve iletişim normlarının da değişebildiğine dikkat çekti.

E-Posta yazımında temel kurallar

Prof. Dr. Atalay, özellikle gençler için e-posta yazımına dair temel netiket kurallarına da dikkat çekerek, resmi yazışmalarda uygun hitapla başlanması, konu kısmının doldurulması, mesajın sade ve anlaşılır olması, ek gönderiliyorsa mutlaka metin yazılması ve takma isimli e-posta adresleriyle iş başvurusu yapılmaması gerektiğini hatırlattı.

Sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların bağlamından kopuk şekilde değerlendirilebileceğini belirten Prof. Dr. Atalay, mahrem bilgilerin, rahatsız edici görüntülerin ve başkalarının zor anlarını yansıtan fotoğrafların paylaşılmaması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Atalay, dijital dünyada geçerli temel kuralı “Yüz yüze söyleyemediğimiz hiçbir şeyi, dijital ortamda da söylememeliyiz.” diye tanımladı.

Google hiçbir şeyi unutmuyor

Prof. Dr. Gül Esra Atalay, internet ve sosyal medya paylaşımlarının bireyin kimliğinin bir parçası haline geldiğine dikkat çekerek, “Google’ın hiçbir şeyi unutmadığını aklımızda tutmalıyız. Sözcüklerimiz kimliğimizi oluşturuyor ve kullandığımız her ifade doğrudan bizimle ilişkilendiriliyor” dedi.

Gerçek yaşamda olduğu gibi dijital ortamda da kibar olmanın temel bir ilke olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Atalay, yüksek sesle ya da birinin yüzüne karşı söylenemeyecek sözlerin WhatsApp ya da sosyal medya üzerinden de paylaşılmaması gerektiğini ifade etti.

Dijital dil, dil becerilerini zayıflatıyor

Sosyal medya ile birlikte dil kullanımında ciddi bir değişim yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Atalay, kelime haznesinin giderek daraldığını ve yazım kurallarının ihmal edildiğini söyledi. Türkçenin doğru kullanımına özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Atalay, imla hatalarından kaçınılmasını, aşırı kısaltma kullanımının sınırlandırılmasını ve gençler arasında yaygınlaşan yabancı ağırlıklı dijital jargonun dil becerilerini zayıflatabileceğini sözlerine ekledi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Haber Kaynağı : BEYAZ

BENZER HABERLER

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir

PUAN DURUMU
O AV P
1 Galatasaray Galatasaray 32 73 74
2 Fenerbahçe Fenerbahçe 32 71 70
3 Trabzonspor Trabzonspor 32 59 66
4 Beşiktaş Beşiktaş 32 56 59
5 Göztepe Göztepe 32 40 52
6 Başakşehir Başakşehir 32 53 51
7 Samsunspor Samsunspor 32 43 48
8 Rizespor Rizespor 32 44 40
Tamamını Göster
15 Eyüpspor Eyüpspor 32 26 29
16 Gençlerbirliği Gençlerbirliği 32 30 28
17 Kayserispor Kayserispor 32 24 27
18 Karagümrük Karagümrük 32 28 24
O AV P
1 Erzurumspor Erzurumspor 38 82 81
2 Amed Sportif Amed Sportif 38 81 74
3 Esenler Erokspor Esenler Erokspor 38 81 74
4 Arca Çorum FK Arca Çorum FK 38 63 71
5 Bodrum FK Bodrum FK 38 71 64
6 Pendikspor Pendikspor 38 58 63
7 Keçiörengücü Keçiörengücü 38 73 60
8 Bandırmaspor Bandırmaspor 38 47 60
Tamamını Göster
17 Serik Belediyespor Serik Belediyespor 38 44 39
18 Sakaryaspor Sakaryaspor 38 45 34
19 Hatayspor Hatayspor 38 33 14
20 A.Demirspor A.Demirspor 38 22 -54
O AV P
1 Arsenal Arsenal 35 67 76
2 M.City M.City 34 69 71
3 M. United M. United 35 63 64
4 Liverpool Liverpool 35 59 58
5 Aston Villa Aston Villa 35 48 58
6 Bournemouth Bournemouth 35 55 52
7 Brentford Brentford 35 52 51
8 Brighton Brighton 35 49 50
Tamamını Göster
17 Tottenham Tottenham 35 45 37
18 West Ham United West Ham United 35 42 36
19 Burnley Burnley 35 35 20
20 Wolves Wolves 35 25 18
O AV P
1 Bayern Munih Bayern Munih 32 116 83
2 B. Dortmund B. Dortmund 32 65 67
3 RB Leipzig RB Leipzig 32 63 62
4 Leverkusen Leverkusen 32 66 58
5 VfB Stuttgart VfB Stuttgart 32 66 58
6 Hoffenheim Hoffenheim 32 64 58
7 Freiburg Freiburg 32 45 44
8 E. Frankfurt E. Frankfurt 32 57 43
Tamamını Göster
15 Werder Bremen Werder Bremen 32 37 32
16 Wolfsburg Wolfsburg 32 42 26
17 St. Pauli St. Pauli 32 27 26
18 FC Heidenheim FC Heidenheim 32 38 23
O AV P
1 Barcelona Barcelona 34 89 88
2 Real Madrid Real Madrid 34 70 77
3 Villarreal Villarreal 34 64 68
4 Atletico Madrid Atletico Madrid 34 58 63
5 Real Betis Real Betis 34 52 53
6 Celta Vigo Celta Vigo 34 48 47
7 Getafe Getafe 34 28 44
8 Athletic Bilbao Athletic Bilbao 34 40 44
Tamamını Göster
17 Sevilla Sevilla 34 41 37
18 Alaves Alaves 34 40 36
19 Levante Levante 34 38 33
20 Real Oviedo Real Oviedo 34 26 28
O AV P
1 Inter Inter 35 82 82
2 SSC Napoli SSC Napoli 35 52 70
3 AC Milan AC Milan 35 48 67
4 Juventus Juventus 35 58 65
5 Roma Roma 35 52 64
6 Como Como 35 59 62
7 Atalanta Atalanta 35 47 55
8 Lazio Lazio 35 39 51
Tamamını Göster
17 Lecce Lecce 35 24 32
18 Cremonese Cremonese 35 27 28
19 Verona Verona 35 24 20
20 Pisa Pisa 35 25 18
O AV P
1 PSG PSG 31 70 70
2 Lens Lens 31 61 64
3 Lyon Lyon 32 52 60
4 Lille Lille 32 51 58
5 Rennes Rennes 32 56 56
6 AS Monaco AS Monaco 32 56 54
7 Marsilya Marsilya 32 59 53
8 Strasbourg Strasbourg 31 50 46
Tamamını Göster
15 Nice Nice 32 36 31
16 Auxerre Auxerre 32 30 28
17 Nantes Nantes 32 29 23
18 Metz Metz 32 32 16
O AV P
1 PSV Eindhoven PSV Eindhoven 32 92 78
2 Feyenoord Feyenoord 32 67 61
3 NEC Nijmegen NEC Nijmegen 32 74 56
4 Ajax Ajax 32 61 55
5 FC Twente FC Twente 32 54 55
6 Alkmaar Alkmaar 32 54 50
7 SC Heerenveen SC Heerenveen 32 57 50
8 FC Utrecht FC Utrecht 32 51 47
Tamamını Göster
15 Telstar Telstar 32 44 31
16 FC Volendam FC Volendam 32 33 31
17 NAC Breda NAC Breda 32 30 25
18 Heracles Heracles 32 34 19
SEO Paketleri Uluslararası evden eve nakliyat Uluslararası nakliyat Uluslararası taşımacılık Yurt dışına ev taşıma