Seo Paketleri
Menu

Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof.

GİRİŞ: 05 Mart 2026 - 14:06
Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!
Fotoğraf : BEYAZ

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. 

Prof. Dr. Tarhan, “Dünya Sağlık Teşkilatı’nın raporları okul şiddetinin küresel ölçekte arttığını gösteriyor. Siber zorbalık belirgin biçimde artıyor. Fiziksel şiddet bazı ülkelerde azalırken bazı ülkelerde artıyor. Türkiye’de de fiziksel şiddetin arttığı gözlemleniyor” dedi.

Ergenlik dönemi nöropsikolojik olarak riskli bir evre

Ergenlik döneminin beyin gelişimi açısından kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, dürtü kontrolü ve karar verme süreçlerinin henüz tam olgunlaşmadığını ifade etti ve “Ergenlikte beynin prefrontal korteks dediğimiz, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgesi tam gelişmemiştir. Bu bölge beynin kaptan köşküdür. Bedensel gelişim ruhsal gelişimin önüne geçebilir. Bu nedenle ergenlik bazı literatürde ‘normal şizofrenik dönem’ olarak tanımlanır. Sıra dışı ve rasyonel olmayan davranışlar bu çağın doğasında vardır.” diye konuştu.

Ancak bu nöropsikolojik risklerin tek başına belirleyici olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocukta adalet algısı varsa, sıcak, tutarlı ve sınır koyan ebeveynlik varsa, açık iletişim ortamı bulunuyorsa şiddet davranışı azalır. Adalet algısı zedelendiğinde çocuk kendini güvende hissetmez, ahlaki dışlanma yaşar ve şiddeti meşrulaştırır.” ifadesinde bulundu.

Hem evde hem okulda adalet algısı bozulursa risk artıyor

Prof. Dr. Tarhan, çocuğun hem evde hem okulda adaletsizlik algısı yaşamasının şiddet riskini ciddi şekilde artırdığını ifade ederek, “Eğer çocuk hem evde hem okulda kendini haksızlığa uğramış hissediyorsa depresyon ve şiddet eğilimi daha da artar. Bir tarafta güvenli alan varsa denge sağlanabilir. Ancak iki alanda da zedelenme varsa risk büyür.” şeklinde konuştu.

Açık iletişimin olmadığı, çocuğun zorla konuşturulduğu ya da baskı altında tutulduğu ortamlarda riskin arttığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, özgürlük ve özerklik ihtiyacı karşılanmayan çocuğun kendini tehdit altında hissettiğini ve bu durumun ahlaki kuralları dışlamasına yol açabildiğini söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk kendi ahlaki kurallarını oluşturmaya başlar ve şiddeti normalleştirir. Ailede, okulda ya da toplumda adalet algısının bozulması, şiddet artışında çok önemli bir rol oynar.” dedi.

Ergen zaten nöropsikolojik olarak hazır değil

Ergenlik döneminde beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks bölgesinin henüz tam olgunlaşmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, adaletsizlik algısının bu süreci daha da zorlaştırdığını söyledi ve “Ergen adaletsizliğe uğradığını düşündüğünde mantıksal ve duygusal muhakemeyi birlikte kullanarak sağlıklı karar verme kapasitesi zaten sınırlıdır. Bunun üzerine bir de madde kullanımı eklenirse risk katlanır.” şeklinde konuştu.

Alkol ve madde kullanımının beynin ön bölgesini devre dışı bıraktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde, en sağlıklı insanda bile beynin kaptan köşkü olan prefrontal korteksi baskılar. Kişi düşünmeden konuşur, düşünmeden davranır, birikmiş öfkesini kontrolsüz biçimde dışa vurur. Yanlış senaryolar üretir ve yanlış bir mağduriyet duygusu geliştirir.” ifadesinde bulundu.

Bu mağduriyet algısının hem evde hem okulda yaşanması durumunda depresyon ve şiddet riskinin daha da arttığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Eğer çocuk yalnızca bir alanda sorun yaşıyorsa diğer alan denge sağlayabilir. Ancak hem evde hem okulda adalet algısı zedelenmişse şiddet ihtimali yükselir.” ifadelerini kullandı.

Madde kullanımının riski ciddi biçimde artırdığını da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde kullanan bir çocuğun okula gitmesi sakıncalıdır. Tedavi gören bir öğrencinin ‘okula gidebilir’ raporu olmadan okula dönmemesi gerekir.” dedi.

Okul iklimi adalet algısıyla doğrudan bağlantılı

Prof. Dr. Tarhan, adalet algısının zedelenmesinin okul iklimini de olumsuz etkilediğini belirterek, “Açık, şeffaf, hesap verebilir ve sorgulanabilir bir sistem yoksa adalet algısı bozulur. Aidiyet duygusu zayıflar. Öğretmenle güven ilişkisi zarar görür. Öğrenci kendini güvende hissetmez.” diye konuştu.

Araştırmaların zorbalık eğilimleri ile okul iklimi arasında güçlü bir ilişki gösterdiğini vurgulayan Prof. Dr.  Tarhan, adil kurallara sahip, herkese eşit davranan bir okul yönetiminin öğrencilerin güven duygusunu artırdığını ifade etti.

Prof. Dr. Tarhan, “Gençler sorunlarının çözülebileceğine inanırsa şiddete başvurma ihtimali azalır.” dedi.

Travmaya duyarlı okullar yaygınlaşıyor

Prof. Dr. Tarhan, özellikle ABD’de “travmaya duyarlı okul” modelinin yaygınlaşmaya başladığını dile getirerek, “Okul şiddeti ABD’de çok yüksek. Okula silah götüren öğrenci sayısının yüz binlerle ifade edildiği bir tablo var. Bu nedenle travmaya duyarlı okullar açılıyor. Bu okullarda sadece akademik disiplin değil, sosyal ve duygusal öğrenme programları uygulanıyor.” şeklinde konuştu.

Bu kapsamda öğrencilere sosyal-duygusal beceriler, mindfulness uygulamaları ve pozitif psikoloji temelli çalışmalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Psikolojik sağlamlığı artan bir çocuk hem kendi içindeki şiddeti hem de başkasının şiddetini yönetebilir.” dedi.

Dijital çözüm merkezleri kurulmalı

Okul ikliminde normların net biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Haksızlığa uğrayan öğrenciler için dijital çözüm merkezleri oluşturulmalı. Çocuk yaşadığı sorunu mesaj yoluyla iletebilmeli ve belirli süre içinde geri dönüş alabilmeli. Böyle bir sistem işlerse çocuk duygularını biriktirmez, ifade eder ve şiddet riski azalır.” diye konuştu. 

Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dili ile “çember etkisi”…

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençlerin davranış repertuarını doğrudan etkilediğini belirterek, buna “çember etkisi” adını verdi.

Toplumu iç içe geçmiş halkalara benzeten Prof. Dr. Tarhan, “En iç halkada yöneticiler vardır. Yöneticinin küçük bir hatası ya da kullandığı bir öfke dili, geniş halkalara büyüyerek yansır. Çocuklar ve gençler model alarak öğrenir. Makro modelde öfke varsa mikro modelde de öfke olur.” dedi.

Lider konumundaki kişilerin öfkeyi sorun çözme ya da hak arama yöntemi gibi kullanmasının gençler üzerinde güçlü bir model etkisi oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beynin karar verici bölgesi olan frontal korteks 20-25 yaşına kadar tam olgunlaşmaz. 12-15 yaş en riskli dönemdir. 15-25 yaş ikinci derecede risklidir. Bu süreçte gençlerin yaptığı davranışın sonucunu fark etme ve doğru-yanlışı ayırt etme kapasitesi henüz gelişim halindedir” diye konuştu.

Hukuki, sosyal ve ahlaki normlar birlikte korunmalı

Prof. Dr. Tarhan, şiddetin yalnızca bireysel değil normatif bir sorun olduğuna işaret ederek, üç temel normun korunması gerektiğini söyledi ve “Hukuki normlara uymamak en ağır şiddet davranışıdır. Sosyal normlara uymamak, psikolojik taciz gibi davranışları artırır. Ahlaki normların zedelenmesi de farklı şiddet türlerine yol açar. Bu üç norm dengeli biçimde korunmalıdır.” ifadesinde bulundu.

Toplumsal travmaların bu normları zayıflatabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Pandemide yetişkinler yeni düzene adapte oldu ancak ergenler zorlandı. Beklenti ileri yaş gruplarının daha çok etkileneceği yönündeydi fakat en çok ergenler etkilendi. Sosyal medya ile aşırı temas kurdular, gelişimlerine uygun olmayan içeriklere maruz kaldılar.” şeklinde konuştu. 

Ailede açık iletişim, sınır ve duygu koçluğu eksikliği olduğunda gençlerin stresle başa çıkmak için sosyal medyaya yöneldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “15 yaş altına sosyal medya hesabı açılması mutlaka sınırlandırılmalı. Sosyal medya şiddeti anonimleştiriyor ve sıradanlaştırıyor. Bu çok tehlikeli. Kötülüğü normalleştiriyor.” dedi.

Siber zorbalık davranış eşiğini düşürüyor

Siber zorbalığın çevrimiçi ortamda oluşan bir “cesaret” duygusu ürettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çevrimiçi ortamda anonimlik hissi oluşuyor. Şiddet sıradanlaşıyor ve normalleşiyor. Oysa yüz yüze ortamda kişi ‘dur, düşün, eyleme geç’ mekanizmasını kullanabilir.” ifadesinde bulundu.

Prof. Dr. Tarhan, bu mekanizmanın beynin ön bölgesiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, “Beynin fren mekanizması GABA sistemiyle, gaz mekanizması ise glutamat sistemiyle ilgilidir. Ergenlerde fren sistemi zayıf, gaz sistemi daha aktiftir. Bu nedenle gençler freni zayıf bir otomobil gibi hareket edebilir.” şeklinde konuştu. 

Aile ortamında sıcak, tutarlı ve sınır koyan bir iletişim varsa çocuğun dürtülerini daha iyi yönetebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk böyle bir ortamda yaşadığında öfkesini ailesiyle konuşur, ‘dur ve düşün’ becerisini geliştirebilir.” dedi.

Alkol beyindeki fren sistemini zayıflatıyor

Alkol ve bağımlılık yapan maddelerin beynin “fren mekanizmasını” bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Alkol, beyindeki birçok reseptöre bağlanır ancak en belirgin etkisi GABA sistemi üzerindedir. Bu sistem beynin fren mekanizmasıdır. Fren devre dışı kaldığında kişi, gaz sistemi olarak tanımlanan glutamat sisteminin etkisiyle hareket eder. Bu da kontrol kaybına yol açar.” diye konuştu. 

Bağımlılık beynin ödül sistemiyle ilgili

Bağımlılığın beyindeki ödül sistemiyle bağlantılı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, dopaminin bu süreçte temel rol oynadığını ifade etti. Özellikle ergenlik döneminde anlık haz arayışının yüksek olduğuna dikkat çeken Tarhan, sosyal ve duygusal becerilerin yeterince gelişmemiş olması halinde riskin arttığını söyledi ve “Eğer aile yalnızca akademik başarıya odaklanıyorsa ve sosyal-duygusal öğrenme ihmal ediliyorsa, çocukta dürtü kontrolü zayıf olur. Bu beceriler yaşayarak ve aile içindeki psikolojik iklimle gelişir.” şeklinde konuştu.

Üç ebeveynlik tarzı şiddeti tetikleyebiliyor

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyi niyetle benimsenen bazı ebeveynlik tutumlarının çocuklarda öfke ve şiddet davranışlarını artırabildiğini belirterek, üç modele dikkat çekti. Baskıcı ve itaati yücelten aile yapısında sürekli eleştirilen çocukların duygularını bastırdığını, ergenlik döneminde ise ya yoğun bir isyan geliştirdiğini ya da öfkesini kendinden daha zayıf kişilere yönelttiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu durumun aile içinde adalet algısını zedeleyerek korku ve güvensizlik kültürüne yol açabileceğini vurguladı.

İhmalkâr ve gevşek disiplinli ailelerde ise sınırların belirsizliği ve yetersiz ilgi nedeniyle çocuğun ilgiyi sevgiyle karıştırdığını, dikkat çekmek için öfke ve şiddet davranışlarına başvurabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aşırı koruyucu, “helikopter” ebeveynlikte ise çocuğun problem çözme becerilerinin yeterince gelişmediğini engellenme karşısında daha kolay şiddete yönelebileceğini kaydetti.

Okullarda akran zorbalığına karşı dijital çözümler

Prof. Dr. Tarhan, akran zorbalığıyla mücadelede dünyada çeşitli yazılımların geliştirildiğini de aktararak, bu sistemlerde zorbalığa maruz kalan öğrencilerin dijital platformlar üzerinden sorular sorabildiğini, yönlendirmeler alabildiğini ve ihtiyaç halinde rehber öğretmene başvurabildiğini söyledi.

Şiddetin önlenmesinde aile, okul ve toplumsal normların birlikte ele alınması gerektiğini belirten Tarhan, özellikle ergenlik döneminde sosyal ve duygusal eğitimin güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.

Okullarda sosyal-duygusal öğrenme programları uygulanmalı

Travmaya duyarlı okul modelinin özellikle gelişmiş ülkelerde yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bu okullarda öğrencilere bilinçli farkındalık (mindfulness), öz bilinç, öz yönetim, empati ve ilişki yönetimi gibi becerilerin kazandırıldığını ifade etti.

Rehber öğretmenler eşliğinde uygulanan programlarda çocukların önce kendilerini tanımayı, ardından duygu ve dürtülerini yönetmeyi öğrendiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, sosyal bilinç ve empati çalışmalarının da sürecin önemli bir parçası olduğunu söyledi ve “Bu beceriler okulda ve ailede öğretilmezse çocuklar sosyal medyadan yanlış sosyal-duygusal modeller öğreniyor. Günümüzde çocuklar en çok neye maruz kalıyorsa onu modelliyor.” dedi.

Madde kullanımı ve ruhsal bozukluk birlikteliği risk artırıyor

Çocuk ruh sağlığı tedavisinden taburcu edilen ergenlerde okul ve kurumlarla etik çerçevede bilgilendirme mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Duygu durum bozukluğu duyguları yönetememe hastalığıdır. Buna bir de madde kullanımı eklendiğinde şiddet davranışı riski yükselir. Bu grup en çok intihar vakalarında ve şiddet olaylarında karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.

Bu nedenle yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bağımlılık tedavisinde rehabilitasyonun ve “üçüncül koruma” programlarının zorunlu olduğunu vurguladı.

Güç gösterisini yücelten kültürler riski artırıyor

Toplumda güç gösterisinin erkeklik normu olarak sunulmasının da şiddeti beslediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Şiddetin erkeklik hakkı gibi sunulduğu bir kültürde çocuğun şiddete yönelmemesi çok zor. Hem aileden hem çevreden bunu öğreniyor ve onay görüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Psikolojik sağlamlık eğitimi önerisi

Prof. Dr. Tarhan, çözüm olarak sıcak, tutarlı ve sınır koyan aile ve okul ortamlarının oluşturulması gerektiğini dile getirerek, açık iletişimin hâkim olduğu, sosyal ve duygusal becerilerin sistematik şekilde öğretildiği bir eğitim modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.

Bilimsel metodolojisi “psikolojik sağlamlık eğitimi” olan programların müfredata eklenmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, empati eğitiminin özellikle önem taşıdığını vurguladı ve “Empati yoksunluğu şiddetin temel nedenlerinden biridir. Çocuğa yaptığı davranışın karşı tarafta ne hissettireceğini öğretmeden kalıcı değişim sağlanamaz” dedi.

Gelişmiş ülkelerde çocuk rehabilitasyon merkezlerinde empati farkındalığı oluşmadan taburcu işlemi yapılmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, kalıcı çözüm için tedavi ile birlikte rehabilitasyon ve sosyal-duygusal eğitim programlarının birlikte yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Haber Kaynağı : BEYAZ

BENZER HABERLER

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir

PUAN DURUMU
O AV P
1 Galatasaray Galatasaray 28 66 67
2 Fenerbahçe Fenerbahçe 29 66 66
3 Trabzonspor Trabzonspor 29 56 64
4 Beşiktaş Beşiktaş 29 53 55
5 Başakşehir Başakşehir 29 47 47
6 Göztepe Göztepe 28 33 46
7 Samsunspor Samsunspor 28 32 36
8 Kocaelispor Kocaelispor 28 23 34
Tamamını Göster
15 Gençlerbirliği Gençlerbirliği 29 28 25
16 Kayserispor Kayserispor 29 21 23
17 Eyüpspor Eyüpspor 28 19 22
18 Karagümrük Karagümrük 28 26 20
O AV P
1 Erzurumspor Erzurumspor 34 77 75
2 Amed Sportif Amed Sportif 34 75 71
3 Esenler Erokspor Esenler Erokspor 34 77 67
4 Arca Çorum FK Arca Çorum FK 35 55 64
5 Bodrum FK Bodrum FK 35 69 62
6 Pendikspor Pendikspor 35 54 58
7 Keçiörengücü Keçiörengücü 34 67 53
8 Bandırmaspor Bandırmaspor 35 43 53
Tamamını Göster
17 Serik Belediyespor Serik Belediyespor 34 39 35
18 Sakaryaspor Sakaryaspor 34 43 33
19 Hatayspor Hatayspor 35 27 10
20 A.Demirspor A.Demirspor 34 19 -54
O AV P
1 Arsenal Arsenal 32 62 70
2 M.City M.City 30 60 61
3 M. United M. United 31 56 55
4 Aston Villa Aston Villa 31 42 54
5 Liverpool Liverpool 32 52 52
6 Chelsea Chelsea 31 53 48
7 Brentford Brentford 32 48 47
8 Everton Everton 32 39 47
Tamamını Göster
17 West Ham United West Ham United 32 40 32
18 Tottenham Tottenham 31 40 30
19 Burnley Burnley 32 33 20
20 Wolves Wolves 32 24 17
O AV P
1 Bayern Munih Bayern Munih 29 105 76
2 B. Dortmund B. Dortmund 29 60 64
3 RB Leipzig RB Leipzig 29 56 56
4 VfB Stuttgart VfB Stuttgart 28 56 53
5 Leverkusen Leverkusen 29 59 52
6 Hoffenheim Hoffenheim 29 57 51
7 E. Frankfurt E. Frankfurt 29 54 42
8 Freiburg Freiburg 28 41 37
Tamamını Göster
15 FC Köln FC Köln 28 40 27
16 St. Pauli St. Pauli 29 25 25
17 Wolfsburg Wolfsburg 29 39 21
18 FC Heidenheim FC Heidenheim 29 32 19
O AV P
1 Barcelona Barcelona 31 84 79
2 Real Madrid Real Madrid 31 65 70
3 Villarreal Villarreal 30 54 58
4 Atletico Madrid Atletico Madrid 31 51 57
5 Real Betis Real Betis 30 44 45
6 Celta Vigo Celta Vigo 30 44 44
7 Real Sociedad Real Sociedad 31 49 42
8 Getafe Getafe 30 27 41
Tamamını Göster
17 Elche Elche 31 39 32
18 Mallorca Mallorca 30 36 31
19 Levante Levante 30 34 26
20 Real Oviedo Real Oviedo 30 21 24
O AV P
1 Inter Inter 31 71 72
2 SSC Napoli SSC Napoli 31 47 65
3 AC Milan AC Milan 32 47 63
4 Juventus Juventus 32 55 60
5 Como Como 31 53 58
6 Roma Roma 32 45 57
7 Atalanta Atalanta 32 44 53
8 Bologna Bologna 31 40 45
Tamamını Göster
17 Lecce Lecce 31 21 27
18 Cremonese Cremonese 32 26 27
19 Verona Verona 32 23 18
20 Pisa Pisa 32 23 18
O AV P
1 PSG PSG 27 61 63
2 Lens Lens 28 54 59
3 Marsilya Marsilya 29 58 52
4 Lille Lille 28 45 50
5 Rennes Rennes 29 49 50
6 AS Monaco AS Monaco 29 50 49
7 Lyon Lyon 28 41 48
8 Strasbourg Strasbourg 28 46 43
Tamamını Göster
15 Nice Nice 28 33 27
16 Auxerre Auxerre 29 23 24
17 Nantes Nantes 28 24 19
18 Metz Metz 29 26 15
O AV P
1 PSV Eindhoven PSV Eindhoven 30 84 74
2 Feyenoord Feyenoord 29 61 54
3 NEC Nijmegen NEC Nijmegen 29 71 53
4 FC Twente FC Twente 30 51 53
5 Ajax Ajax 30 57 51
6 Alkmaar Alkmaar 29 49 45
7 SC Heerenveen SC Heerenveen 29 53 44
8 FC Utrecht FC Utrecht 30 49 44
Tamamını Göster
15 Excelsior Excelsior 29 29 27
16 Telstar Telstar 30 39 27
17 NAC Breda NAC Breda 29 29 24
18 Heracles Heracles 30 34 19
SEO Paketleri Uluslararası evden eve nakliyat Uluslararası nakliyat Uluslararası taşımacılık Yurt dışına ev taşıma