Menu

Evlilikte güven yoksa sevgi buharlaşıyor!

Evliliğin bir aşk yuvası değil, bir güven yuvası olduğunu ifade eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof.

GİRİŞ: 31 Mart 2025 - 10:15
Evlilikte güven yoksa sevgi buharlaşıyor!
Fotoğraf : BEYAZ

Evlilikte güven yoksa sevgi buharlaşıyor!

Evliliğin bir aşk yuvası değil, bir güven yuvası olduğunu ifade eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Eğer ilişkide güven oluşturulamazsa, sevgi zamanla buharlaşır. Bu nedenle evlilikte en önemli sihirli kelime sevgiden önce güven olmalıdır.” dedi.

 Aile teorilerine göre, evlilik ve ailenin sosyal bir sistem olduğunu, sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Aile içinde ortak amaçlar belirlemek, çatışma çözümüne yönelik etkili iletişim yolları oluşturmak gerekir.” diye konuştu.

Evliliklerde arabuluculuk sistemine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini kaydeden Tarhan, “Türkiye’de evlilikte arabuluculuk konusunda ciddi bir eksiklik söz konusu. Kadın ve erkek arasında doğal olarak zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanır. Aile içindeki anlaşmazlıkları çözmek için de arabuluculuk sistemi etkili olabilir.” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ‘Aile Yılı’ kapsamında ‘Aile ve Önemi’ konusunda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Evliliğin en büyük düşmanı ben merkezcilik

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, evliliklerde iki tarafın yüzde 100 uyumlu olmasının beklenmediğini, evlilik olgunluk ölçeğinde yüzde 70-80 oranında denklik arandığını dile getirerek, “Yani, birbirinin tıpatıp aynısı olmak değil, biyolojik (sağlık), sosyal, kültürel, ekonomik seviye ve yaşam felsefesi olarak denklik olması önemlidir. Bu alanlarda denklik varsa, kişiler sorunlar çıktığında bu problemleri daha kolay çözebilirler. Birbirinin aynısı olan kişiler ise bir süre sonra birbirlerinden soğuyabilirler. Evlilikte sadece sevgi yetmez; sevgiyle birlikte bağlanma ve sağlıklı iş birliği de olması gerekir. Sevgi ve iş birliği olduğunda, ömür boyu sürecek mutlu evlilikler ortaya çıkar. Evliliğin en büyük düşmanı ben merkezciliktir. Doğru kişi empatik bir ilişki kurabilen kişidir.” dedi.

Sürekli kusur görmek ve sürekli bunları dile getirmek ilişkiye zarar verir

Gençlere ‘evlilikten önce gözünüzü dört açın, evlendikten sonra yarım açın’ dediğini ifade eden Tarhan, “Evlenmeden önce bütün şartların birbirine uyup uymadığını araştırmak önemli olsa da evlendikten sonra artık birbirinin gözlerine bakan değil, birlikte aynı hedefe bakan kişiler olmak gerekiyor. Evliliği bir gemiye benzetirsek, o gemiye binen kişilerin kendi çıkarlarından ziyade geminin ve dolayısıyla tüm yolcuların yararını düşünmesi gerekir. Sürekli kusur görmek ve sürekli bunları dile getirmek ilişkiye zarar verir. Gemi kaptanı bir hata yaptı diye gemiyi batırmazsınız. Aşırı tepkiler verilmemeli. Bu noktada zihinsel esneklik çok önemli. Evliliğin düşmanlarından biri de inatçılık ve düşünce katılığıdır. Böyle kişiler, zihinsel esneklik gösteremedikleri için evliliklerinde hata yaparlar.” diye konuştu.

Romantizm dönemi 6 haftadan 2 seneye kadar sürebiliyor

Evlilikte üç dönem olduğunu, romantizm dönemi olan ilk dönemin altı haftadan iki seneye kadar sürebildiğini kaydeden Tarhan, “Daha sonra güç çatışması ve kişilik çatışması dönemi başlar; egolar devreye girer. Eğer kişiler bu dönemde şanslıysa veya akıllı çözümler bulabiliyorlarsa, bağlılık dönemi ortaya çıkar ve ömür boyu sürecek mutlu evlilikler ortaya çıkabilir. Belki de en önemli soru, romantizm döneminin neden bittiği veya neden buharlaştığı olabilir. Romantizm dönemi genellikle evlendikten sonra çocuk sahibi olunmasıyla sona erer. Kadın, kendini çocuğa adar; zihinsel ve duygusal yatırımını çocuğa yapar. Erkek de işine yoğunlaşır. Bu durum, duygusal mesafenin açılmasına neden olur. Aynı evde yaşasalar bile, aralarında bir mesafe oluştuğu için soğuma başlar.” şeklinde konuştu.

Kadın ve erkeğin beyin fonksiyonları da farklı çalışıyor

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kadın ve erkeğin biyolojik olarak eşit olmadığını ancak hak ve fırsatlar açısından eşit değerlendirilmesi gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

“Toplumsal eşitliği bu şekilde anlamak gerekir. Biyolojik farklılıklar açıktır. Kadın vücudunda yaklaşık 4 kilogram, erkek vücudunda ise 6 kilogram kan dolaşır. Beyin fonksiyonları da farklı çalışır. Sol beyin erildir, sağ beyin dişildir ve ön beyin ise bu ikisi arasında denge sağlar. Sol beyin (eril beyin): Mantık, muhakeme, analiz, konuşma, hesaplama gibi işlevlerden sorumludur. Sağ beyin (dişil beyin): Duygular, heyecanlar, müzik, sanat, estetik gibi alanları yönetir. Ön beyin: Bu iki yapıyı dengeler ve bir kaptan köşkü gibi çalışır.”

Stres durumunda da kadın ve erkek beyinleri farklı tepkiler veriyor

Stres durumunda da kadın ve erkek beyinlerinin farklı tepkiler verdiğini söyleyen Tarhan, “Erkek beyni, stres altında zihinsel bir sığınağa çekilir, konuşmak istemez ve sonuç odaklı düşünmeye yönelir. Kadın beyni ise stres anında yalnızlığı gidermek için paylaşma ihtiyacı hisseder ve konuşarak rahatlamaya çalışır. Bu doğal farklılıklar bazen iletişimde çatışmalara yol açabilir. Her iki taraf da stresli olduğunda, biri içine kapanırken diğeri konuşmak isteyebilir. Bu tür durumlarda, karşı tarafın stresli olduğu fark edildiğinde, sorunu hemen çözmeye çalışmak yerine uygun zaman ve zeminde ele almak daha sağlıklı olacaktır. Evliliklerde bazen fırtınalara fırsat vermek gerekir. Fırtınasız bir evlilik elbette güzel olurdu, ancak bu pek mümkün değildir. Önemli olan, bu fırtınaları nasıl yöneteceğimizi bilmek ve sağlıklı iletişim kurabilmektir. Fırtınasız evlilik beklemek hoş olurdu ama mümkün değil.” dedi.

Kadın ve erkek arasındaki ilişki bir iş birliği yerine bir güç savaşına evrildi

 1960'lı yıllarda kadının özgürleşme hareketinin başladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Bu hareket, doğru ve faydalı bir süreçti çünkü endüstri devrimleriyle birlikte fiziksel güç değil, zihinsel güç ön plana çıktı. Zihinsel güç açısından kadın ve erkek zaten eşittir. Bu durumda hem aile hayatında hem de sosyal hayatta kadın ve erkeğin rol alma açısından eşit haklara sahip olması gerekir. Ancak, bazı gelenekler bu eşitliği engelliyordu. Feminizm hareketi, başlangıçta kadının özgürleşmesini hedefleyen olumlu bir çıkış noktasıydı, ancak zamanla kadın-erkek ilişkisini bir mücadeleye dönüştürdü. Kadın ve erkek arasındaki ilişki bir iş birliği yerine bir güç savaşına evrildi. Kadın erkek ilişkisi rekabetçi bir ilişki değil, tamamlayıcı ilişki olmalı. Birbirini tamamlayanlar mutlu evlilik yaparlar. Bütün iş birbirini tamamlamak.” ifadesinde bulundu.

Evlilikte ilişki bazen güç mücadelesini dönüyor

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, egolar çarpışırken, iki tarafın da kendine özgü bir savaş stratejisi olduğunu ve birinin öfkeyi savaş stratejisi olarak kullandığını, böylece karşı tarafı değersizleştirerek, ses tonunu yükselttiğini ve tartışmayı güç mücadelesine çevirdiğini, bunu da erkeklerin daha sık yaptığını anlatarak, “Peki, kadınların en yaygın savaş stratejisi nedir? Kadınlar duygularını kontrol etmekte zorlanabilir ve böyle bir durumda, eğer eşinin bağırmasına karşılık o da bağırırsa, bu kısır döngüye dönüşür. Bazı yaklaşımlar, ‘O bağırıyorsa sen de bağır, o tabak fırlatıyorsa sen de fırlat’ gibi söylemleri savunabilir. Ancak bu tür bir tepki, aile içinde ‘orman kanunlarının’ geçerli olmasına yol açar. Orman kanunlarında güçlü olan zayıfı ezer ve fiziksel güç erkeklerde daha fazla olduğu için bu, zamanla şiddetle sonuçlanabilir. Oysa burada akıllı strateji nedir? Her iki taraf da eşinin karşılanmayan ihtiyacını anlamaya çalışmalıdır. Kadınlar için en büyük ihtiyaçlardan biri, eşlerinin onlar için mücadele ettiğini, aileleri için risk aldığını ve geleceği için çaba gösterdiğini hissetmektir. Bunu gördüğünde, kendini güvende hisseder.” şeklinde konuştu.

Evlilik güven yuvası olmalı

Evliliğin bir aşk yuvası değil, bir güven yuvası olduğunu ifade eden Tarhan, “Eğer ilişkide güven oluşturulamazsa, sevgi zamanla buharlaşır. Bu nedenle evlilikte en önemli sihirli kelime sevgiden önce güven olmalıdır. Aile teorilerine göre, evlilik ve aile sosyal bir sistemdir. Tıpkı doğadaki ekosistemler gibi, sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerekir. Eğer bireyler ego savaşlarına girerse, hisleriyle hareket ederse, mantıklı düşünemez ve ilişkiler zarar görür. Otomatik tepkiler hata yaptırır. Ancak derin düşünerek ve sağlıklı bir şekilde hareket etmek, insanı daha doğru kararlar almaya yönlendirir. Bu yüzden aile içinde ortak amaçlar belirlemek, çatışma çözümüne yönelik etkili iletişim yolları oluşturmak gerekir. Aile içi oturumlar bu noktada faydalı olabilir. Çift terapilerinde, aile bireylerine haftada bir kez bir araya gelerek sorunları yazmalarını ve yalnızca o toplantıda konuşmalarını tavsiye ederiz.” diye düşüncelerini dile getirdi.

Aile içinde iletişim yatay olmalı 

Aile içinde iletişimin dikey değil, yatay olması gerektiğini kaydeden Tarhan, “Aile içinde koalisyonlar dengeleri bozar. Mesela anne bir çocuğu tutar, baba diğerini desteklerse, ailede taraflar oluşur. Bu durum bir şirketin bölünmesi gibidir ve huzursuzluk getirir. Doğru olan yatay koalisyon kurmaktır. Yani anne ve baba bir koalisyon oluşturmalı, çocuklar da kendi aralarında sorunları çözmeye çalışmalıdır. Eğer çözemiyorlarsa, o zaman ebeveynlere başvurmalıdırlar.” dedi.

‘Mutlaka çocuk sahibi olmalıyım’ düşüncesine saplanmak gerçekçi değil!

Evliliğin çocuk olmadan da güçlü ve anlamlı olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“Bu nedenle, ‘mutlaka çocuk sahibi olmalıyım’ düşüncesine saplanmak gerçekçi değildir. Evlilikte önemli olan, psikolojik ve duygusal kaynakları doğru yönetebilmektir. Eğer bir kişi ‘İleride yalnız kalmamak için çocuk sahibi olmalıyım’ düşüncesiyle evleniyorsa, bu rasyonel bir yaklaşım değildir. Evliliğin insana sunduğu en büyük psikolojik destek, yalnızlığı gidermektir. Eşler arasında güvenli bir alan oluşturmak, evde huzur bulmak ve en özel konuları paylaşabilecek bir dostluk ilişkisi kurmak evliliğin temel taşlarındandır. Eşler arasındaki bağ, bazen anne-baba ilişkilerinden bile daha derin olabilir. Bu nedenle, bu ilişkiye özel bir önem verilmeli ve özen gösterilmelidir. Evlilikte bireysel özgürlükler bir noktada birleşerek daha güçlü bir bağ ve anlamlı bir hayat yaratır. Bu yüzden evlilik, sadece bir birliktelik değil, aynı zamanda yeni bir yaşam biçimidir.”

Boşanma bir seçenek değil, bir sonuçtur!

Evlilikte eğer eşler, "Senden nefret ediyorum ama çocuk için katlanıyorum" noktasına geldiyse, o evde yetişen çocuğun sağlıklı bir birey olmasının zor olduğunu, böyle durumlarda, evliliğin devam etmesinin mi yoksa bitirilmesinin mi daha avantajlı olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, “Çift terapilerinde, eğer taraflar arasında sevgi ve iyi niyet varsa ancak iletişim çatışmaları yaşanıyorsa, genellikle çözüme ulaşılabilir. Ancak sevgi tamamen bitmişse, evliliği sürdürmek zorlaşır. Eğer tüm çabalara rağmen evlilik her iki taraf için de zarar verici hâle gelmişse, boşanma bir seçenek değil, bir sonuçtur. Ancak boşanma, anne ve babalığın sona erdiği anlamına gelmez. Eşler, çocuklarının yüksek yararını gözeterek medeni bir şekilde yollarını ayırabilirler.” dedi. 

Çocuk hem anne hem baba için hayatı güzelleştiren bir varlık

Evlenen her bireyin, eğer evlilik olgunluğuna sahipse, anne-baba olgunluğuna da sahip olduğunu kaydeden Tarhan, “Bu yüzden anne-baba olmaktan korkmamalıdırlar. Evlilik, esneklik ve uyum gerektirir. Yeni bir düzen kurarken geçmiş alışkanlıkları birebir uygulamaya çalışmak evliliği sürdürülebilir kılmaz. İşte bu yüzden evlilik olgunluğu, kişinin geçmişten gelen kalıpları sorgulayıp uyarlayabilmesiyle ilgilidir. Çocuk sahibi olmak da benzer bir süreçtir. Bazı kişiler çocuğu bir tehdit, bir külfet ya da konforlarını bozan bir unsur olarak görebilir. Ancak çocuk hem anne hem baba için hayatı güzelleştiren bir varlıktır.” ifadesinde bulundu.

Evliliklerde arabuluculuk sistemine ihtiyaç var

Boşanma istatistiklerine göre mahkeme kararıyla boşanmış çiftlerin yüzde 20’sinin daha sonra tekrar bir araya geldiğini, bunun da evliliklerde arabuluculuk sistemine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini kaydeden Tarhan, “Türkiye’de ise evlilikte arabuluculuk konusunda ciddi bir eksiklik söz konusu. Kadın ve erkek arasında doğal olarak zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanır. Evlilik sürecinde ‘iletişim kazaları’ olabilir. Önemli olan, bu sorunları nasıl birlikte aşabileceğimizi düşünmektir. Aile içindeki anlaşmazlıkları çözmek için de arabuluculuk sistemi etkili olabilir. 

Aşırı kontrolcü yaklaşımlar, çocuğun benlik saygısını zedeliyor

Ebeveynliğin çocuğun hayatına tanıklık etmeyi, ona yakın olmayı ve ihtiyaç duyduğunda destek sağlamayı gerektirdiğini anlatan Tarhan, “Ancak bu, her şeyine müdahale etmek anlamına gelmez. Çocukluk çağı travmalarından biri de aşırı kontrol ve müdahaledir. Çocuğun yeme içme düzeninden özel alanına kadar her şeye karışan, hatta tuvalete girdiğinde bile kapısını çalıp ‘Ne yapıyorsun?’ diye soran ebeveynler, çocukta travmatik bir etki yaratabilir. Eskiden ‘helikopter ebeveynlik’ olarak adlandırılan bu tutum, günümüzde ‘dron ebeveynlik’ olarak tanımlanıyor. Bu tür aşırı kontrolcü yaklaşımlar, çocuğun benlik saygısını zedeleyerek onun kendini yetersiz hissetmesine yol açar. Aşırı kontrolcü ebeveynler tarafından yetiştirilen çocuklar, kendilerini yetersiz hisseder ve risk almaktan kaçınır. Büyük bir hata yapmadıkça çocuğun deneyim kazanmasına izin verilmelidir. Çocuk yetiştirmek bir sanattır ve öğrenilmesi gereken bir süreçtir.” diye konuştu.

Anne-babanın temel görevi, çocuklarının hayatına tanıklık etmek

Kuşak çatışmasının doğal bir durum ve ancak bu çatışmayı en çok yaşayanların genellikle zihinsel esnekliği olmayan, katı düşünceli bireyler olduğunu söyleyen Tarhan, “Anne-babanın temel görevi, çocuklarının hayatına tanıklık etmek, onlara rehberlik yapmak ve kılavuzluk etmektir; onların yerine karar almak veya hayatlarını yönetmek değil. Çocuk, evi sıcak bir atmosfer ve güvenli bir alan olarak görürse, eve geldiğinde kendini huzurlu hisseder. Bu yalnızca çocuklar için değil, anne-babalar ve eşler için de geçerlidir. Eğer bir ailede sevgi ve huzur hâkimse, o evde yaşayan herkes dış dünyada karşılaşabileceği yanlış alışkanlıklara ya da sağlıksız ilişkilere karşı daha güçlü olur.” şeklinde konuştu.

Yanlış bir evlilik yapmaktansa, evlenmemek bazen daha doğru bir tercih olabilir

Bazı insanların bilinçli olarak yalnızlığı tercih ettiklerini ve bu şekilde mutlu olduklarını dile getiren Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı: 

“Evlilik, bir zorunluluk değildir. Erkekler çoğu zaman evliliğe daha çok fiziksel yönüyle bakarken, kadınlar romantik bir çerçevede değerlendirir. Ancak ideal olan, evliliğe anlam odaklı bir perspektifle yaklaşmaktır. Evlilik, yalnızca bu tür anlık hazlar üzerine kurulmamalıdır. Esas olan, uzun vadede huzurlu bir gelecek inşa etmek ve birlikte anlamlı bir hayat sürmektir. Evlilik, hayat yolculuğunda bir ideal doğrultusunda birlikte ilerlemeyi ifade eder. Yaşamın sonunda, geriye iyi anılar ve anlamlı bir hayat bırakmak, birçok insanın temel hedefidir. Hayatın zorluklarında, insanı en çok destekleyen kişi genellikle eşidir. Zor zamanlarda omzuna baş koyabileceğin, seni teselli eden birinin varlığı, evliliğin en kıymetli yanlarından biridir. Tabii ki herkes evlenmek zorunda değildir. Yanlış bir evlilik yapmaktansa, evlenmemek bazen daha doğru bir tercih olabilir.” 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Haber Kaynağı : BEYAZ

BENZER HABERLER

Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir

PUAN DURUMU
O AV P
1 Galatasaray Galatasaray 28 69 71
2 Fenerbahçe Fenerbahçe 27 67 65
3 Samsunspor Samsunspor 28 44 51
4 Beşiktaş Beşiktaş 27 41 47
5 Eyüpspor Eyüpspor 28 41 44
6 Başakşehir Başakşehir 27 44 39
7 Göztepe Göztepe 27 45 38
8 Gaziantep FK Gaziantep FK 27 36 38
Tamamını Göster
16 Bodrum FK Bodrum FK 28 22 30
17 Kayserispor Kayserispor 27 32 30
18 Hatayspor Hatayspor 27 29 19
19 A.Demirspor A.Demirspor 27 26 -2
O AV P
1 Kocaelispor Kocaelispor 31 47 62
2 Karagümrük Karagümrük 31 50 56
3 Erzurumspor Erzurumspor 31 45 54
4 Gençlerbirliği Gençlerbirliği 31 40 51
5 Bandırmaspor Bandırmaspor 31 41 51
6 İstanbulspor İstanbulspor 31 49 49
7 Ahlatçı Çorum FK Ahlatçı Çorum FK 31 40 46
8 Amed Sportif Amed Sportif 31 35 46
Tamamını Göster
17 Manisa FK Manisa FK 31 38 37
18 Şanlıurfaspor Şanlıurfaspor 31 37 34
19 Adanaspor Adanaspor 31 26 27
20 Yeni Malatyaspor Yeni Malatyaspor 31 11 -21
O AV P
1 Liverpool Liverpool 30 70 73
2 Arsenal Arsenal 30 55 61
3 Nottingham Forest Nottingham Forest 30 50 57
4 Chelsea Chelsea 30 54 52
5 M.City M.City 30 57 51
6 Newcastle Newcastle 29 49 50
7 Aston Villa Aston Villa 30 44 48
8 Brighton Brighton 30 48 47
Tamamını Göster
17 Wolves Wolves 30 41 29
18 Ipswich Town Ipswich Town 30 30 20
19 Leicester City Leicester City 30 25 17
20 Southampton Southampton 30 22 10
O AV P
1 Bayern Munih Bayern Munih 27 78 65
2 Leverkusen Leverkusen 27 62 59
3 E. Frankfurt E. Frankfurt 27 55 48
4 Mainz 05 Mainz 05 27 45 45
5 Mönchengladbach Mönchengladbach 27 44 43
6 RB Leipzig RB Leipzig 27 41 42
7 Freiburg Freiburg 27 37 42
8 Augsburg Augsburg 27 30 39
Tamamını Göster
15 St. Pauli St. Pauli 27 22 25
16 FC Heidenheim FC Heidenheim 27 32 22
17 Bochum Bochum 27 28 20
18 Holstein Kiel Holstein Kiel 27 38 17
O AV P
1 Barcelona Barcelona 29 82 66
2 Real Madrid Real Madrid 29 62 63
3 Atletico Madrid Atletico Madrid 29 47 57
4 Athletic Bilbao Athletic Bilbao 29 46 53
5 Villarreal Villarreal 28 51 47
6 Real Betis Real Betis 29 40 47
7 Rayo Vallecano Rayo Vallecano 29 33 40
8 Celta Vigo Celta Vigo 29 42 40
Tamamını Göster
17 Deportivo Alaves Deportivo Alaves 29 32 27
18 Leganes Leganes 29 28 27
19 Las Palmas Las Palmas 29 33 26
20 Real Valladolid Real Valladolid 29 19 16
O AV P
1 Inter Inter 30 67 67
2 SSC Napoli SSC Napoli 30 47 64
3 Atalanta Atalanta 30 63 58
4 Bologna Bologna 30 50 56
5 Juventus Juventus 30 46 55
6 Roma Roma 30 45 52
7 Lazio Lazio 30 51 52
8 Fiorentina Fiorentina 30 47 51
Tamamını Göster
17 Lecce Lecce 30 21 25
18 Empoli Empoli 30 24 23
19 Venezia Venezia 30 23 20
20 Monza Monza 30 24 15
O AV P
1 Paris Saint-Germain Paris Saint-Germain 27 79 71
2 AS Monaco AS Monaco 27 53 50
3 Marsilya Marsilya 27 54 49
4 Nice Nice 27 51 47
5 Lille Lille 27 41 47
6 Strasbourg Strasbourg 27 45 46
7 Lyon Lyon 27 52 45
8 Brest Brest 27 42 40
Tamamını Göster
15 Reims Reims 27 29 26
16 Le Havre Le Havre 27 29 24
17 Saint-Etienne Saint-Etienne 27 28 23
18 Montpellier Montpellier 27 21 15
O AV P
1 Ajax Ajax 27 57 67
2 PSV Eindhoven PSV Eindhoven 27 78 58
3 Feyenoord Feyenoord 27 61 53
4 FC Utrecht FC Utrecht 27 48 52
5 Alkmaar Alkmaar 27 47 46
6 FC Twente FC Twente 27 53 46
7 Go Ahead Eagles Go Ahead Eagles 27 49 44
8 FC Groningen FC Groningen 27 26 32
Tamamını Göster
15 S. Rotterdam S. Rotterdam 27 28 28
16 Willem Willem 27 28 24
17 RKC Waalwijk RKC Waalwijk 27 34 18
18 Almere Almere 27 18 18