Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Selahattin Dolgun'dan Eğitim Bir-Sen eleştirisi: 'İş bilmez yetkili sendika' - Videolu Haber
ADIYAMAN (PERRE) - Şeriban ÖZÇAKMAK-Berfin GÜRBÜZ - Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Selahattin Dolgun, bir dizi temas ve ziyaret kapsamında Adıyaman'a geldi.
Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Selahattin Dolgun, Adıyaman'a gelerek Teşkilat Toplantısı'na katılarak, sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Adıyaman'da Perre Uygulama Oteli'nde Türk Eğitim-Sen tarafından düzenlenen Teşkilat Toplantısı, Kahramanmaraş'ta hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Katılımcılar, yaşanan acı olaylar nedeniyle taziyelerini iletirken eğitim camiasında birlik ve dayanışma mesajı verildi. Toplantıda açıklama yapan Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Selahattin Dolgun, diğer sendikalara yönelik eleştirilerde bulunarak, "İş bilmez Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen 14 yıldır yetkili sendika ama ortada somut bir kazanım yok. Sekiz dönemdir toplu sözleşmeye imza atılıyor, ancak eğitim çalışanlarının beklentilerini karşılayan bir sonuç ortaya konulamıyor. Eğitim-İş ve yetkili sendika, Anayasa'nın temel hükümleri konusunda net bir duruş ortaya koyamıyor. Biz buradan açıkça söylüyoruz; Anayasa'nın 42. Maddesi'ni, eğitim dilinin Türkçe olduğunu herkes aynı netlikte ifade edebiliyor mu, hodri meydan" ifadelerini kullandı.

Tilavetin ardından programın açılış konuşmasını Türkiye Kamu-Sen Adıyaman İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı İbrahim Ertaş yaptı.
Ertaş: "Bu Acıyı Derinden Hissediyoruz"
İbrahim Ertaş konuşmasında, Siverek ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olayları şiddetle kınadıklarını belirterek, "Aslında kürsüde konuşmak çok zor. Ancak içinden geçtiğimiz süreçlerde konuşmak bu zorluğu iki katına çıkarıyor. Bu hissiyatla konuştuğumu bilin istedim. Siverek'te ve Kahramanmaraş'ta yaşanan menfur saldırıları şiddetle kınıyoruz. Bir daha yaşanmamasını canı yürekten diliyoruz. Yaşamını yitiren meslektaşlarımız ve öğrencilerimize Yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun. Milletimizin, eğitim camiamızın başı sağ olsun. İnşallah devletimizin yetkililerinin aldığı tedbirler neticesinde bu son olur temennimiz hakikaten son olur diyerek başlamak istiyorum" dedi.
Göreve geldikleri günden bu yana çok sayıda okul ve kurum gezdiklerini belirten Ertaş, ilk kez bu kadar geniş katılımlı bir toplantıda bir araya geldiklerini söyledi."Davetimizi kırmayıp buraya kadar geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum" dedi.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün çalışmalarına da değinen Ertaş, "Bayrağımızın ön plana çıkarıldığı etkinlikler bizleri gururlandırdı" ifadelerini kullandı.

Ertaş'tan Sendika Teşkilatlarına Teşekkür
Ertaş, Kamu-Sen'e bağlı sendika temsilcilerine de teşekkür ederek, sağlık, belediye, adalet ve büro alanlarında yaşanan sorunlarda destek aldıklarını söyleyerek, "Meslektaşlarımızın bir sorunu olduğunda hemen çözüm için devreye giriyoruz. Herkese teşekkür ediyorum. Ayrıca bugün Ankara'dan bu yoğun gündemin içerisinde kalkıp Adıyaman'ımıza gelen Türk Eğitim-Sen Genel Sekreterimiz, evet ünvan olarak böyle diyoruz ama biz onu ağabey olarak görüyoruz. Ben Ankara'ya ne zaman gitsem, sendika genel merkezine ne zaman girsem adımlarım beni onun odasına götürüyor. Ağabey olarak gördüğümüz için, yöre insanı olarak gördüğümüz için daha sıcak karşılıyor bizi. Ya da biz öyle hissediyoruz, bilmiyorum. O yüzden zahmet edip buraya kadar gelip teşkilat toplantımıza, teşkilat konuşmamıza katıldığı için, gün içerisinde yaptığımız kurum ziyaretlerine de bize eşlik ettiği için, haklı davamızın gür sesi olduğu için Türkiye Eğitim-Sen Genel Sekreterimize haseten teşekkür etmek istiyorum" ifadelerine yer verdi.

Gümüş: "Eğitimin Hedefi Vatan Sevgisi Olan Nesillerdir"
Milliyetçi Hareket Partisi Adıyaman İl Başkanı İsmail Gümüş konuşmasında eğitim politikalarına değinerek, "Tabii toplantı Türk Eğitim-Sen olunca diğer sendika temsilcilerimiz de burada, ayaklarına sağlık, geldikleri için. Ben de bir eğitimci kardeşimiz olarak bir ricada bulunacağım. Bugün Sayın Genel Başkanımızın grup konuşmasını haseten dinlemediyseniz dinlemenizi, dinlediyseniz yeniden dinlemenizi ve oradaki her akıl dolu cümleyi etrafımızdaki eğitimci kardeşlerimize iletmenizi Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı olarak rica ediyorum. Şöyle bir cümle var: "Milli Eğitim ile temel hedefimiz diploma sahibi fakat ruhsuz evlatlar değil, vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan, fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir." Eğer Milli Eğitim Bakanlığı böyle bir nesil yetiştirmek istiyorsa işi ehline vermeli, Türk Eğitim-Sen'e vermelidir. Türk Eğitim-Sen'li kardeşlerimizi makamlara, yönetici makamlarına getirmedikçe bizim böyle bir nesil yetiştirme ihtimalimiz yok. Tabii burada saymış olduğumuz vatanını seven, milletini seven, ahlakı diri, geçmişini bilen, geleceği bu fikirler doğrultusunda yetiştiren nesilleri ancak devletini, milletini karşılıksız seven, devleti, milleti, bayrağı için canını bir an olsun vermekten geri durmayan sizlerle mümkündür. Bunu er ya da geç Milliyetçi Hareket Partisi anlayacaktır.Tabii çok doluyuz konu itibariyle. Toplantıya biraz geç katıldığım için program başlamasın diye tek tek hepinizi dolaşmadım. İnşallah daha nice toplantılarda sayımız yüzken bin olsun, binken on bin olsun, on binken yüz bin olsun, yüz binken milyonları bulalım. Çünkü bu topraklarda merhum Dündar Taşer'in söylediği gibi biz çadırımızı sırtlanların yolu üzerine kurmuşuz. Bu toprakların emin olun yüreğinde bayrak, millet, devlet sevgisi olan her bireye çok ihtiyacı var. Bu toprakların her birinize çok ihtiyacı var. Bu topraklarımızın, her birinizin yetiştirdiği o fikri, vicdanı hür, pak öğrencilere çok ihtiyacı var" dedi.

Dolgun: "Bu Mücadele Ruhu Önümüzdeki Günlerde Meyvelerini Verecek"
Türk Eğitim-Sen Genel Sekreteri Selahattin Dolgun, Perre Uygulama Oteli'nde yaptığı konuşmada teşkilat çalışmalarına ve sendikal mücadeleye geniş yer verdi. Dolgun, Adıyaman teşkilatının çalışmalarını değerlendirerek, Değerli arkadaşlar, Adıyaman'da yeni bir yönetim iş başında. Biz çalışmaları takip ediyoruz. İbrahim Ertaş Başkan ve ekibi gayretli, mücadeleci, azimli bir ruhla kurumlarımızı geziyor, sendikamızı anlatıyorlar. Teşekkür ediyoruz yönetim kuruluna, kadın komisyonlarımıza, üniversite temsilciliğimize. Önceki dönem şube başkanımız Şemsettin abi burada, şube başkanımız Fuat abi burada, onların da emeği ödenmez. Allah bin kere razı olsun Şemsettin abi, sizlerden. Bayrağı diktiniz, bayrak yere düşmeyecek bu saatten sonra Adıyaman'da. Tabii Adıyaman'da birlik beraberlik içerisindeki bu dayanışma, bu mücadele ruhu önümüzdeki günlerde meyvelerini verecek. Bunu hep beraber göreceğiz" dedi.
"Türk Eğitim-Sen Mücadelenin Adıdır"
Dolgun, Eğitim-Bir-Sen ve Eğitim-İş başta olmak üzere yetkili sendikalara yönelik eleştirilerde bulunarak, uzun yıllardır imzalanan toplu sözleşmelere rağmen eğitim çalışanlarının beklentilerinin karşılanamadığını savundu. Dolgun, "Değerli arkadaşlarım, Türkiye Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen 2009 yılına kadar yetkili sendikaydı bu ülkede. Bu konuya niye giriyorum? Şimdi iş bilmez Memur-Sen, Eğitim-Bir-Sen 14 yıldan bu yana yetkili. Sekiz dönemde toplu sözleşmeyi imzalıyor, ortada bir şey yok. Okullarda, kurumlarda, üniversitelerde alnınızı yukarı kaldıracaksınız, başınızı dik tutacaksınız. Gireceksiniz odaya: "Ben Türkiye Eğitim-Sen temsilcisiyim, yöneticisiyim, üyesiyim" diyeceksiniz. Bize üye olmanızı istiyoruz, davet ediyoruz. Onlar size "niye sizin sendikanıza üye olmadık?" dediğinde anlatacağınız birkaç madde söylüyorum. Bunları söyleyin. 2005 yılında başlayan toplu sözleşme kazanımlarımız var. 2007 yılına kadar banka promosyonları yoktu. 2007'den sonra %100 çalışanların oldu. Sene 2009'a kadar her ay enflasyon farkı maaşlara yansıyordu. Bugün 6 ay bekliyorsunuz. Nöbet ücretleri, promosyonlar, birçok kazanım bizim dönemimizde elde edildi. Biz haklarınızı yedirmeyiz. Ama her şey bir anda alınmıyor. Yavaş yavaş kazanılıyor. Değerli arkadaşlar, sadece İbrahim Başkan'ın çalışmasıyla olmaz, hepiniz omuz vereceksiniz. Adıyaman'da bu bayrağı daha yukarı taşıyacağız. Kıymetli arkadaşlarım, biz tesadüflerin değil, aynı inancın ve düşüncenin bir araya getirdiği büyük bir aileyiz. Hakkımızı alacağız mı? Alacağız" dedi.
"Şu Anda Çok Farklı Bir Yerdeyiz"
Türk Eğitim-Sen ile ilgili 2018 yılı öncesi ve sonrasını karşılaştıran Dolgun, son yıllarda görevde yükselme ve atama süreçlerinde üyeler açısından daha olumlu bir tablo oluştuğunu, mağduriyetlerin önemli ölçüde azaldığını ifade ederek, "Kıymetli arkadaşlarım, her yerde eleştiriliyoruz. Ama bakın, 2018 yılına kadar yaşadığımız süreci ben unutmadım. 2014 ile 2018 yılları arasında yaşadığımız süreçleri ben unutmadım, unutmayacağım. Siz de unutmayacaksınız. Ama 2018 yılından sonra, benim üyem Türkiye Eğitim-Sen üyesi; okul müdürlüğü, müdür yardımcılığı, görevde yükselme sınavları, müfettiş yardımcılığı sınavları, şube müdürlüğü sınavları fark etmez; yazın sınavlara girmiş, barajı geçmiş, yeterli puan almış. Bir tane arkadaşımız, güvenlik soruşturması hariç, 6-7 kişi arkadaşımıza gerekli puanı verdiremedik. Bir tane arkadaşımız mağdur olmadı. En son 30 tane müfettiş yardımcısı arkadaşımızın ataması yapıldı, 70 tane filan atama yapıldı. Şube müdürlüğünde en son yapılan atamada 102 tane arkadaşımız atandı. 110 arkadaşımız barajı geçmişti. Müdür ve müdür yardımcılığı sınavına girip başarılı olup mülakatta düşük alan bir tane arkadaşımız olmadı. Biz haklarınızı yedirmeyiz. Ama istediğimiz her şey bir anda alınmıyor. Haklısınız. Yavaş yavaş oluyor. Ama 2018'den önceki dönemi hatırladığımızda şu anda çok farklı bir yerdeyiz. Tabii değerli arkadaşlarım, sadece İbrahim Başkan'ın çalışmasıyla bu iş olmaz. Yönetimin çalışmasıyla da olmaz. Hepiniz omuz vereceksiniz, hepiniz yardımcı olacaksınız. Adıyaman'da biz bu bayrağı daha yukarıya çıkaracağız, çıkarmak zorundayız. Geleceğimiz için, Türk milletinin geleceği için, öğrencilerimiz için çıkarmak zorundayız. Onun için çevrenizde, okullarınızda, kurumlarınızda; halı sahada top oynarken, kahvede kâğıt oynarken, hanım arkadaşlarımız kafelerde kahve içerken Türkiye Eğitim-Sen'i anlatacağız. Her platformda, her ortamda Türkiye Eğitim-Sen'i anlatacağız. Arkadaşlarımızı davet edeceğiz, sendikamızın duruşunu anlatacağız. Katılmalarını rica edeceğiz. Büyük iş düşüyor size. Yarından tezi yok, bulunduğumuz her ortamda Türkiye Eğitim-Sen'i nasıl bir adım daha ileriye götürürüz, bunun kaygısını taşımanızı istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Üyelerimizin Yaşadığı Bütün Mağduriyetleri Dile Getiriyoruz"
Sendika üyelerinin yaşadığı tüm mağduriyetleri farklı platformlarda gündeme taşıdıklarını vurgulayan Olgun, "Sendika olarak sizin yaşadığınız bütün mağduriyetleri dile getiriyoruz. Basın açıklaması yapıyoruz, mahkemeye götürüyoruz, Danıştay'a götürüyoruz, daha üst mercilere götürüyoruz. Bunları tek tek anlatmayacağım. Web sayfamıza baktığınızda hepsi mevcuttur. Sosyal medyalarımızda da mevcuttur. Yani hizmetli arkadaşımızın yaşadığı sıkıntıyı da, okul müdürü arkadaşımızın yaşadığı sıkıntıyı da, öğretmen atama yönetmeliğindeki eksiklikleri de, yönetici atama yönetmeliğindeki eksiklikleri de tamamına vakıf bir şekilde mahkeme sürecinde takip ediyoruz. Hiç merak etmeyin" dedi.
Dolgun, son dönemlerde okullarda yaşanan saldırıların ardından öğretmenlik mesleğinin itibarına dikkat çekerek, "Tabii ben Maraş'taydım iki gün boyunca. Genel başkanımız da gelmişti. Daha önce de Siverek'teydim, oradan Maraş'a geçtim. İnşallah böyle menfur saldırıları bir daha yaşamayız, talihsiz olaylar yaşamayız. İki gün boyunca Maraş'ta kaldık. Okulumuzu ziyaret ettik, cenaze yerlerini ziyaret ettik. Öğretmen arkadaşımızın ailesiyle helalleştik. Çok zor bir psikoloji. Bununla ilgili en başta Milli Eğitim Bakanımızın ve hükümetimizin yapması gerekenleri, dün Bakanlar Kurulu toplantısından sonra Sayın Cumhurbaşkanı dile getirdi. Ama biz Türk Eğitim-Sen olarak, öğretmenler olarak -tabii burada millî eğitim çalışanlarımız, üniversite çalışanlarımız da var- bunun çözümünün birinci maddesini söylüyoruz Sayın Milli Eğitim Bakanına; kendisine de ilettik zaten: Öğretmenler itibarını istiyor. Öğretmenler kaybedilen itibarını istiyor. Öğretmenler, dönemin Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in talihsiz açıklamaları neticesinde kaybettiği, dönemin Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik zamanında zedelenen itibarını yeniden istiyor. İtibar nasıl sağlanır? Bu ailenin babası Millî Eğitim Bakanıdır. En üst perdede tüm siyasi parti liderleridir. Az önce il başkanımız söyledi. Grup konuşmasında gerçekten çok güzel bir konuşma yaptı Milliyetçi Hareket Partisi'nin lideri Sayın Devlet Bahçeli. Tüm siyasi partilerin, Sayın Cumhurbaşkanı'nın, Sayın Bakan'ın öğretmene sahip çıkmasıyla gerçekleşir. Öğretmenin itibarı, öğretmenin ekonomik haklarının düzeltilmesiyle sağlanır. Öğretmenin itibarı, "eti senin kemiği benim" diye öğretmene teslim edilen öğrencilerin velilerine verilecek eğitimle tesis edilir. Öğretmenin itibarı, vatandaşın, esnafın öğretmene saygı duymasının sağlanmasıyla sağlanır. Öğretmenin itibarı öyle iki bakanın söylemiş olduğu üç beş cümleyle kaybedildi ama kazanması çok zor. Bunda herkesin sorumluluğu var: bizim de sorumluluğumuz var, Sayın Bakan'ın da var, Sayın Cumhurbaşkanı'nın da var, siyasi parti liderlerinin de var. Herkes el ele verip öğretmenin itibarını tekrar kazanmalı. Bizim zamanımızda, bizim dersimize giren öğretmenleri bugün gördüğümüzde ceketimizi ilikleyip karşısında esas duruşta bekleyen bir nesilden, öğretmene bıçak çeken, öğretmene tabanca çeken bir nesle dönüştük. Hangi ara, nasıl geldik buraya? Bu faktörlerin yetkililer tarafından detaylı bir çalışmayla yeniden ele alınması ve çözülmesi lazım" ifadelerine yer verdi.

"Tüzük ve Anayasa Bizim Varlık Sebebimizdir Hodri Meydan!"
Türk Eğitim-Sen'in Anayasa'nın ilk dört maddesine bağlılığını vurgulayan Dolgun, bu konuda taviz vermeyeceklerini belirterek, Sağda solda, farklı illerde şu konuşmalar oluyor: Türkiye Eğitim-Sen Genel Merkezi olarak, Türkiye Eğitim-Sen Genel Sekreteri olarak buradan ifade ediyorum; herkes duysun. Edirne'deki de duysun, Hakkâri'deki de duysun, Şırnak'taki de duysun, Mersin'deki de duysun: Türkiye Eğitim-Sen'in tüzüğünün amaçlar kısmında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ilk dört maddesi yer alıyor. Bizim varlık sebebimizdir. Hiç kimse sağda solda boş konuşmasın. Türk Eğitim-Sen'in tüzüğünde yer almıştır: Türk devleti Cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti devleti sosyal, laik bir hukuk devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başkenti Ankara'dır. Marşı İstiklâl Marşı'dır. Bayrağı ay yıldızlı al bayraktır. Anayasa'nın 42. Maddesi'nde eğitim dili Türkçe'dir. Anayasa'nın 66. Maddesi vatandaşlık tanımıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'yle vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese Türk denir. Türk ana ve Türk babadan doğan çocuk Türktür. Bunlar Türk Eğitim-Sen'in tüzüğünde yer alır. Bir adım geri gitmez Türk Eğitim-Sen. Eğer ki Anayasa'daki ilk dört maddeyle sorunu olan varsa, bu o sendikaların sorumluluğudur. Bakın burada kamera da çekiyor. İki sendikaya sesleniyorum: yetkili sendika ve Eğitim-İş sendikası. Üst düzey yöneticileri, yani genel merkez yöneticileri, benim gibi Anayasa'nın 42. maddesini burada mikrofonla bangır bangır söyleyebiliyor mu? Söylesinler, görelim. Ben söylüyorum: hodri meydan!" dedi.
Kaynak : PERRE
Haber Kaynağı : PERRE
Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































