Kahtalı Yazılımcıdan ‘Garantili Ödeme Sistemi’ İçin Sahiplik İddiası - Videolu Haber
ADIYAMAN (PERRE) - Berfin GÜ-RBÜZ- Sibel TURAN- Adıyaman Kahta'da yaşayan yazılım geliştirici Emir Ramazan Şehzadegil, tapu kadastro işlemlerinde ve noterlerde kullanılan yazılımla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulun...
Elinde yazılımın ve tüm fikri haklarının kendisine ait olduğunu ispatlayan belge, e-posta yazışmaları ve çeşitli kanıtların bulunduğunu belirten Şehzadegil, 2016-2018 yılları arasında dönemin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül başta olmak üzere çeşitli kurumlara konuya ilişkin defalarca ulaşmaya çalıştığını ancak herhangi bir geri dönüş alamadığını ileri sürdü.
"Amacım Sistem ve Yazılım Üzerindeki Haklarımı Alarak Projeleri İleri Taşımak"
Şehzadegil, herhangi bir çatışma ya da polemik arayışında olmadığını vurgulayarak, kimseyi hedef alma veya kötüleme gibi bir niyet olmadığını ifade etti. Amacının yalnızca geliştirdiği sistem ve yazılımlar üzerindeki haklarını almak ve projelerini ileriye taşımak olduğunu belirten Şehzadegil, şunları söyledi:
"Adıyaman Kahtalıyım. Aynı zamanda Türk-Amerikan vatandaşıyım. Türkiye'de İktisadi İdare, yurt dışında ise Computer Science (bilgisayar bilimleri) alanında eğitim aldım. Geliştirdiğim bu projenin hem iktisadi hem de yazılım boyutu bulunuyor. 2003 yılında Amerika'ya gittim. 2005 yılında söz konusu sistem ve yazılımları geliştirdim. 2009 yılında Walmart benden projeyi geliştirmemi isteyince, dünyanın önde gelen değerlendirme şirketlerinden birine başvurduk. Lamper Lamper Evaluation adlı değerlendirme şirketi projemizi inceledi ve dünyada benzeri olmadığını ifade etti.
Daha sonra Türkiye'de özel bir firmaya, bir ilan sitesine gönderdim. Hazırladığım sistem üzerinden, noterler ve tapu müdürlükleriyle anlaşmalı bankalar aracılığıyla ödeme yapılması öngörülüyor. Alıcı, ödemeyi ilgili bankaya yatırıyor ve bu para noter ya da tapu işlemi tamamlanana kadar bekletiliyor. İşlem tamamlandıktan sonra ise ödeme karşı tarafa aktarılıyor. Bu sayede, kişi imza atarken parasının güvence altında olması sağlanıyor. Para doğrudan karşı tarafın elinde bulunmuyor; tapu işlemi onayladıktan sonra aktarım gerçekleşiyor. Yazılımlar ve uygulamalar da bu sistem üzerine hazırlandı."
"Bu Sistem ve Yazılımların Bana Ait Olduğunu Her Şekilde İspatlayabilirim"
Sistemin kendisine ait olduğunu dile getiren Şehzadegil, bu konuyla ilgili elinde belge, e-posta yazışmaları ve mektuplar bulunduğunu, söz konusu projeyi zamanında dönemin Adalet Bakanı'na da gönderdiğini belirterek şunları söyledi:
"Türkiye'de GÖZ adıyla biliniyor. Açılımı Garantili Ödeme Sistemleri. Garantili ödeme sistemleri; alıcı ve satıcıyı güvence altına alan tüm ödeme sistemlerini kapsar. Farklı birimlerde farklı isimler verilse de, alıcı ve satıcıyı garanti altına alan ödeme sistemlerinin fikri, yazılımları, mobil uygulamaları ve tüm hakları bana aittir. Elimde 2005 yılına dayanan eski belgeler var. Amerikan Postanesi'nden kendime gönderdiğim, açılmamış mektuplar bulunuyor. 2008 yılında kendime gönderdiğim Gmail kayıtlarım var. Bu sistem ve yazılımların bana ait olduğunu her şekilde ispatlayabilirim. Bu konuda herhangi bir tereddüt yok.O dönem yakın bir arkadaşım vardı, daha sonra Adalet Bakanı oldu. Projeyi ona göndermeyi düşündüm. Kendisine de 'Ben size göndereyim, siz uygulayın ama bensiz; ancak ben de hakkımı alacağım' demiştim. Nitekim uyguladılar. Tıpkı benim önerdiğim gibi, önce noterlerde seçenekli olarak başlattılar, ardından zorunlu hale getirdiler. Oysa birçok alanda bu sistemi zorunlu hale getirmeye gerek yok. Bugün bu sistem ve yazılımların değeri 2024-2025 rakamlarıyla 200 ile 400 milyar doların üzerindedir. Günümüzde ise bu rakamın 500-600 milyar dolar seviyelerine ulaşmış olabileceğini düşünüyorum."
"Kavga peşinde değilim"
Yazılımın kendisine ait olduğunu iddia eden Şehzadegil, amacının kimseyi kötülemek olmadığını belirterek, gerekirse ilgili kişi ve kurumlardan oluşacak bir grubun, yetkililerin denetimi ve direktifleri doğrultusunda kurulabileceğini ve tüm sunumları bu şekilde gerçekleştirebileceğini ifade etti:
"Kavga peşinde değilim. Yani kimseyi kötülemek, yerinden etmek gibi bir niyetim yok. Gerekirse belirtilen kişi ve kurumlardan oluşan bir grup, yetkililerin denetiminde, direktifleri doğrultusunda kurulsun; ben de geleyim, tüm sunumları yapayım. Bu sistem ve yazılımlar benim. Mektup yazmadığım kimse kalmadı, ancak Cumhurbaşkanı'na ulaşamadım. Her yerden ulaşmaya çalışıyorum, ancak yolum kesiliyor. Yaşadığım sorunu ve mektuplarımı Cumhurbaşkanı'na ulaştırmak istiyorum.
Benim yazılımım zaten kullanılmış. Bundan sonrası için sistem ve yazılımlarımı geliştirmek, hakkımı almak istiyorum. Konuyla alakalı her yere başvurdum ancak nedense hiçbir geri dönüş alamadım. Bunun çok yanlış bir durum olduğunu düşünüyorum. Demokratik bir ülkede; kanunların, kurumların, siyaset kurumunun ve muhalefetin işlediği bir düzende böyle bir durumun yaşanmaması gerekir. Ben buna karşıyım. Normal bir insan yapabilir ama bir Adalet Bakanı yapamaz. Her şeyi anlarım, bunu anlamam. Bu mümkün değil."
Kaynak : PERRE
Haber Kaynağı : PERRE
Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































