Estetik ve sağlık bir arada!
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Dr.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, hem gülüş estetiğinde hem de diş hassasiyeti ve dolgu tercihleri konusunda merak edilen bazı uygulamalar hakkında bilgi verdi.
Kompozit bonding, gülüş estetiğinde sık kullanılan bir yöntem!
Ağız ve diş sağlığı uygulamalarının yalnızca estetik beklentilere değil, aynı zamanda fonksiyon ve konforun korunmasına da hizmet ettiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Gülüş estetiğinde en sık kullanılan yöntemlerden biri kompozit estetik dolgular, bir diğer adıyla kompozit bonding uygulamalarıdır.” dedi.
Bu işlemin, diş yüzeyine kompozit dolgu materyalinin tabaka tabaka yerleştirilip şekillendirilmesiyle gerçekleştirildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Turan, “Çoğu zaman dişte aşındırma yapılmaz ya da minimal düzeyde aşındırma yeterli olur. Kompozit bonding dişler arasındaki boşlukların kapatılmasında, kırık ve çatlak dişlerin düzeltilmesinde, gülüşte simetri sağlanmasında ve özellikle ön dişlerdeki şekil bozukluklarının giderilmesinde kullanılabilir. Genellikle tek seansta tamamlanır ve 1–2 saat içinde sonuç alınabilir. Ağrısız bir işlem olarak bilinir. Ayrıca en önemli avantajlarından biri, istenmediği takdirde uzaklaştırılabilmesi ya da yenilenebilmesidir. Bu özelliği sayesinde hem estetik hem de geri dönüşümlü bir seçenek sunar.” şeklinde konuştu.
Her diş hassasiyeti çürük belirtisi değil!
Estetik uygulamaların yanı sıra, hastaların en sık başvuru nedenlerinden birinin de diş hassasiyeti olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Ancak her diş hassasiyeti çürük belirtisi değildir. Öncelikle hassasiyetin nedeninin değerlendirilmesi gerekir.” dedi.
“Diş eti çekilmesi sonucu kök yüzeyi açığa çıkabilir. Kök yüzeyi, mineyle kaplı olmadığı için soğuğa ve sıcağa karşı daha duyarlı hâle gelir ve hassasiyet gelişebilir.” Örneğini veren Dr. Öğr. Üyesi Turan, şöyle devam etti:
“Bir diğer neden bruksizm, yani diş sıkma ve gıcırdatmadır. Bu durum dişlerde aşınmaya yol açarak hassasiyete sebep olabilir. Aynı şekilde sert fırçalama alışkanlığı ve asitli içecek tüketimi de diş yüzeyinde aşınmaya neden olarak hassasiyet oluşturabilir. Eğer hassasiyet özellikle tatlı tüketimi sırasında artıyor ve belirli bir bölgede lokalize hissediliyorsa, bu durumda çürükten şüphelenilebilir. Böyle bir durumda mutlaka bir diş hekimine başvurulması önerilir.”
Amalgam dolgular, özel durumlar dışında risk oluşturmaz!
Diş hassasiyeti ve estetik kaygılar söz konusu olduğunda, mevcut dolguların da sıkça gündeme geldiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ayşenur Turan, “Özellikle gri dolgular olarak bilinen amalgam dolgular hakkında birçok soru soruluyor.” dedi.
Amalgam dolguların uzun zamandır kullanılan ve son derece dayanıklı malzemeler olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Turan, sözlerini şöyle tamamladı:
“İçerdikleri cıva, diğer metallerle stabil bir yapıdadır ve ağızda bulunduğu sürece cıva salınımı yapmaz. Ancak dolgunun sökümü sırasında, ısı ve sürtünme etkisiyle cıva buharı açığa çıkabilir. Bu nedenle söküm işlemi uygun izolasyon yöntemleri ve gerekli koşullar sağlanarak yapılmalı. Amalgam dolgular; altında çürük oluşması, dolgunun kırılması ya da estetik nedenlerle tercih edilmemesi gibi durumlarda uzaklaştırılabilir. Bunun dışında ağızda sağlam şekilde durduğu sürece cıva salınımı söz konusu değildir. Günümüzde ise daha biyouyumlu ve estetik olan kompozit dolgular, amalgamın yerine daha sık tercih edilir.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Haber Kaynağı : BEYAZ
Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































